Binali Yıldırım, AA Editör Masası'na konuk oldu

Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sur ve İdil'de terör örgütü PKK'nın şehir yapılanmasına yönelik operasyonlara ilişkin soru üzerine Yıldırım, İdil'de operasyonların tamamlandığını ve bir süredir operasyon sonrası ortaya çıkan tahribatın giderilmesi, çukur ve barikatları temizlenmesi, hayatın normale döndürülmesine yönelik ilgili birimlerin müşterek çalışma yürüttüklerini söyledi. Yıldırım, şöyle konuştu:

"Sur'da da büyük oranda operasyonlar tamamlandı diyebiliriz. Sur'un konumu itibarıyla operasyonlarda çok zorlanılıyor, otomobil dahi giremeyecek kadar dar sokaklar mevcut. Şu anda 4 bin konutun bulunduğu bir bölgede 140'tan daha az konutun bulunduğu kesimde temizlik harekatı sürüyor. Bu tamamlandıktan sonra bölgenin ihya edilmesi, tarihinin koruma altına alınması ama kuralsız, imarsız, sağlıksız yapılaşmanın önüne geçilmesine yönelik çalışmalar yapılacak.

Kuralsız, imarsız, sağlıksız yapılaşmalar eskiden beri terörü besleyecek şekilde 80'li, 90'lı yıllarda köylerin boşaltılmasıyla adeta potansiyel olarak terörün merkezi haline gelmiş. 4 bin konutu farklı yerlerde kentsel dönüşümle yeni konut alanları geliştirerek yapılacak ve orada mağdur olan vatandaşlar o bölgelere yerleştirilecek. Sur'da tarihi dokusuna yakışır şekilde tekrar ihya edilip Diyarbakır'ın kültür ve tarih zenginliğine dahil edilecek."

Amerika ve Rusya'nın PYD tutumu

Yıldırım, PKK'nın Suriye kolu PYD'nin, Amerika ve Rusya tarafından destekleniyor olduğu görüntüsü ve Türkiye ile ortaya çıkan görüş ayrılıklarına yönelik soruya karşılık, PKK'nın dünyada terör örgütü olarak kabul edildiğini, konu PYD'ye gelince Türkiye'nin stratejik ortaklarının, özellikle Amerika'nın ısrarla "PKK ve PYD'yi eş tutmuyoruz" şeklindeki duruşunun kendilerini üzdüğünü söyledi. Yıldırım, şunları kaydetti:

"PYD'nin terör örgütü olduğunu kanıtlayan olay ve belgelere rağmen Amerika'nın bu tutumunu anlamakta zorlanıyoruz. Amerika'nın aksini iddia etmesi ve bunda ısrar etmesi doğrusu stratejik ortaklığımıza, NATO içerisindeki ittifakımıza da zarar veriyor ama anlayacaklar. Bu duruşun uzun süreceği kanaatinde değilim. Çünkü en son Ankara saldırısı da nihayetinde gördük ki PKK, YPG, PYD içiçe girmiş karmaşık, acımasız bir terör örgütünün marifetidir."

Bakan Yıldırım, Rusya ve Amerika'nın bölgede izledikleri politikalara ilişkin, "Rusya ve Amerika bölgede belli ki bazı konularda bir zımni anlaşma içerisine girmişler. Madem anlaşacaktınız 450 bin masum insanın ölmesine niye seyirci kaldınız. İnsanlık, dünya bunu soruyor. Milyonlarca insan da hayatta kalabilmek için yerlerini yurtlarını terk etti. Bu konuda dünyaya en güzel örneği de Türkiye sergiliyor. 3 milyona yakın mülteciyi bağrına bastı, onlara kucak açtı, yaşamın sıcaklığını hissettirdi. Bu bölgedeki karışık ve huzursuzlukların son bulmasını istiyoruz. Yeterince acı yaşandı, bir an önce normal hayata dönülsün" değerlendirmesinde bulundu.

Yeni anayasa çalışmaları ile başkanlık sistemi konusundaki arayışlar ve tartışmalara ilişkin sorulara karşılık Yıldırım, siyasi partilerin vaatlerinin en başında anayasanın değiştirilmesi geldiğine işaret etti.

Buna karşın, "Anayasayı değiştirelim" denildiğinde parti hesapları ve küçük hesapların işin içine girdiğini, yol almanın adeta imkansız hale geldiğini belirten Yıldırım, bugün de benzer bir durum yaşandığını dile getirdi.

"Başkanlık sistemi olursa bundan AK Parti daha kazançlı çıkar" bakışının ülkenin geleceğini, nesillerin beklentilerini görmemek anlamına geldiğini ifade eden Yıldırım, tüm bu tartışmalar sürerken vatandaşın, sistemin kendisine faydasının ne olacağı yaklaşımında olduğunu vurguladı.

Yıldırım, başkanlık sistemi gelince eyaletler olacağı ve ülkenin bölüneceği yaklaşımının doğru olmadığını, Türkiye'nin kuruluşundan bugüne kadar üniter yapısını muhafaza ederek yoluna devam ettiğini söyledi.

"Bugüne kadar anayasanın 117 maddesi değiştirilmiş, delik deşik olmuş. Anayasa diye bir şey yok. Memleketin milletin ihtiyacını gören işler dışında her şey var" diyen Yıldırım, şunları kaydetti:

"2010 referandumundan sonra cumhurbaşkanının vatandaş tarafından seçilmesiyle beraber fiilen başkanlık sisteminin hükümleri uygulanıyor. Biz diyoruz ki bu çelişkiyi ortadan kaldırın. Tayyip Erdoğan ömür boyu cumhurbaşkanı olmayacak, onun da bir ömrü var. Neticede yapılan iş kişilere değil, Türkiye'nin geleceğine hizmet edecek.

Eğer Türkiye 2023 hedeflerine kararlı şekilde yürüyecekse, dünyanın söz sahibi ülkeleri arasına girecekse mutlaka istikrara ihtiyacı var. İstikrarın tek adresi de başkanlıktır. Bunun için başkanlık konuşulsun istiyoruz. Ön yargılarla konuşulmasın, vatandaş eksisini, artısını anlasın. 'Ülke bölünecek' yok böyle bir şey.

Başkanlığı 'diktatörlüktür, öcüdür' diye söyleyenlerin iyi niyetli olmadıklarını ve küçük kişisel hesap yaptıklarını görmek lazım. Nitekim toplumdaki desteği eskiden çok düşüktü, şimdi (yüzde) 50'lerin üzerine çıktı. Bunun konuşuldukça, tartışıldıkça daha iyi anlaşılacağına inanıyorum, olay bu yönde de gelişiyor."

"Vatandaş siyasetçinin vizyonuna bakıyor"

Bakan Yıldırım, Türkiye'yi yönetmeye talip olanların siyasi görüşlerinin önemli olmadığını, vatandaşın siyasetçilerin gelecek vizyonuna baktığını söyledi.

Türkiye'de 7 Haziran ile 1 Kasım arasında keskin bir siyasi değişim yaşandığına işaret eden Yıldırım, şöyle konuştu:

"Bu siyaset tarihinde öngörülmüş, hesap edilmiş bir şey değil. Bu 1 Kasım sonuçlarını görünce siyaset uzmanları, özellikle Batı ülkeleri, 'Erdoğan bir siyaset sihirbazı' dediler. Erdoğan siyaset sihirbazı değil, siyasetin ustası. 40 yıllık bir siyasi geçmişi var, öngörüsü var. Ülkenin istikrarsızlıktan ne kaybedeceğini gördü ve inisiyatif aldı, risk aldı. Vatandaş da gördü. Nasıl gördü? 7 Haziran'a göre, ağzından bal akanlar salya akıtmaya başladılar. Barış, barış diyenler, silah, savaş demeye başladılar. 7 Haziran öncesi bir araya gelmiş 3 parti 'AK Parti gitsin, ne olursa olsun, yeter artık bu kadar 12 sene' dedi. Vatandaş da hakikaten 'bir şans verelim' dedi. Verdi mi? Sorumluluk alabildiler mi? Biri bir tarafa, biri bir tarafa gitti. Biri 'hayırcı', öbürü 'Ben dağdan emir alırım' dedi, öbürü de yine ortalıkta ne yapacağı belli olmayan bir halde kaldı. Ne oldu? Vatandaş, 'Biz bunlara bunun için mi oy verdik' dedi, hemen kararını değiştirdi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kadar basireti engin başka bir millet yok. Siyasetçiler, hukukçular, bürokratlar hata yapar, ama tek hata yapmayan, her seçimde hataları düzelten millettir. Bu sefer de öyle oldu. Millet işleri yoluna koydu. Bize düşen görev milletin düzelttiği işi bozmamak, aynı düzende üzerine bir şey daha koya koya, memleketi sorunlarla değil, sorunları çözülmüş olarak teslim etmek."

Kanal İstanbul Projesine değinen Yıldırım, proje için küçük ölçekli bir yasal düzeleme yapılmasının planlandığını dile getirdi.

Yıldırım, Kanal İstanbul Projesi'nin güzergahının belirlendiğine yönelik bazı spekülasyonların olduğuna dikkati çekerek, "Kanal İstanbul Projesi gerçekleştirilecek ama biz bugüne kadar projeyle ilgili bir güzergahı resmen tanımlamadık. Herkes fal bakıyor, istihareye yatıyor, 'kanal buradan geçecek' diye satış yapıyor. Bu spekülasyonların önüne geçmek istiyoruz derdimiz o" diye konuştu.

Yıldırım, projede 5 güzergahta çalışma yapıldığını belirterek, "Çalışma yapılanlardan bir tanesi karşılaştırmalı olarak gerekli incelemeler tamamlandığında güzergah olarak ortaya ön plana çıkmış olacak. Bunun için de zaman çok uzun değil, bu yılın ikinci yarısından itibaren güzergahla ilgili her türlü sorun çözülmüş olur" ifadesini kullandı.

Projenin nasıl ihale edileceğine ilişkin değerlendirmelerin sürdüğünü belirten Yıldırım, "Bir alternatif finansman temin ederek kendimizin yapması, diğeri ise kamu özel ortaklığı şeklinde olması. İkisi üzerinde de çalışıyoruz. Önemli olan çok hızlı şekilde finansman ve teknik sorunlar yaşamadan işi bitirmek. Başladığımız da 4 bilemediniz 5 yıl içerisinde bitirmeyi planlıyoruz. 2023 hedefleri arasında yer alan bir proje, inşallah her şey yolunda giderse daha önce de bitme ihtimali var" şeklinde konuştu.

"Projelerde finansman sıkıntısı yaşanacağı kanaatinde değilim"

Çanakkale Boğazına yapılması planlanan köprüyle ilgili açıklamalarda bulunan Yıldırım, "Çanakkale geçilmez diye destanımız var ama o düşmana geçilmez, dost için Çanakkale geçilir. Çanakkale 1915 Köprüsü, ayaklar arasındaki açıklığı, bugüne kadar yapılmış dünyadaki en uzun köprü olacak. Çalışmalar devam ediyor, bu sene sonuna doğru şekillenmiş olur, ondan sonra da yapımı için harekete geçeceğiz" ifadelerini kullandı.

Bakan Yıldırım, köprü yapıldığında Avrupa'dan, Ege'ye ve Akdeniz'e olan trafiğin İstanbul üzerinden değil, Edirne üzerinden Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Aydın güzergahından sağlanmasının öngörüldüğünü kaydetti. Bu kapsamda sanayi ürünlerinin Avrupa'ya ihracatının daha kolay yapılabileceğini işaret eden Yıldırım, "Köprü üzerinde raylı sistemin olup olmaması konusunda çalışmalar sürüyor. Getirisi götürüsünü hesap edip sonra karar vereceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, dünyada çok çeşitli sıcak para imkanlarının bulunduğunu belirterek, "Projelerde finansman sıkıntısı yaşanacağı kanaatinde değilim. Yeter ki biz, güzel, kapsamlı, çekici projeler üretelim. O yüzden finansman ile ilgili sıkıntı görmüyorum" diye konuştu.

Türkiye'de son zamanlarda kaynağa erişimin gelişmiş ülkelere göre zorlaştığına işaret eden Yıldırım, dış finansmanda ise kamu özel ortaklığının cazip olmaya devam ettiği, bu sebeple mega projelerin olumsuz etkileneceğini düşünmediğini dile getirdi.